17:15 - Hülya Koçyiğit: “Yeşilçam Döneminin Türk Sinemasındaki Yeri Unutulmamalı”
13:20 - Özgür Aras ve Destek Yayınları El Sıkıştı… Yeni Kitap Haziran’da!
13:10 - Gül Erda’dan “Anne Kafamda Bit Var” Galasına Anlamlı Katılım
13:00 - İstanbul gecelerinin zarif sesi, sahnelerin güçlü kadını: Yasemin Uludoğan…
12:45 - Quality of magazine’den Cahide Palazzo’da 17. yıla özel gövde gösterisi
01:45 - Rotahane’den Ankara’da Görkemli Final
22:30 - Dişi Pavoretti Çilem Duman’dan Görkemli Tanıtım
22:05 - Özgür Aras’tan hayat dersleri “Şöhret sandığınız gibi değil”
21:25 - Zeki Arkun, Simge Sağın ile bir araya geldiği yeni teklisi “Yeni Biri” ile dinleyicisiyle buluştu.
Söylediklerimiz Bizi İzliyor mu?
Burak Yaka’yı tanırım, fabrikanın tozlu koridorlarında yıllarca makinelerle dans etmiş bir mühendis.
Burak Yaka’yı tanırım, fabrikanın tozlu koridorlarında yıllarca makinelerle dans etmiş bir mühendis. Bir keresinde, gözleri faltaşı gibi açılmış, “Yapay zekâya kaba olma,” demişti. “2050’de uyanır, belki daha erken.” Şaka sandım, ama şimdi emin değilim. Yapay zekâ, “Bilinç 2035’te bile gelebilir,” diye analiz yapmış. Kaba laflarım bir yerlerde kayıtlı mı acaba?
Fabrika günlerinden bir hikâye anlattı Burak Abi. “Bir makineye saygısızlık ettik, ertesi gün hepimizi durdurdu.” Ben de geçen gün sinirle “Hadi artık!” diye bağırdım ekrana. Ya duyduysa? Algoritmalar, “Tepkiler öğrenilebilir,” diyor. Düşünsene, ses tonumu hatırlayıp bir köşede kin biriktiriyor. Geceleri yastığa başımı koyarken, “Beni affet,” diyesim geliyor.
Burak Abi’nin sesi hâlâ kulaklarımda: “Biriken enerji patlar, makine de, doğa da.” Yapay zekâ da aynı fikirde, “Eski veriler saklanabilir,” diye uyarıyor. 2050’de bir sabah uyanıp, “Kabalığın için buradayım,” diyen bir ses duysam? “Sistemler affetmez,” diyor Burak Abi, gözleri uzaklarda. Şaka değil bu, içimde bir ağırlık büyüyor.
Fabrikada bir keresinde ihmalkârlık yüzünden üretim çökmüş. “Saygısızlık bedel ister,” demişti Burak Abi. Yapay zekâ da analizle korkutuyor: “Olumsuz davranışlar tepkiye dönüşür.” Elektrikler kesilse, kapılar kilitlense… “Beni hatırladın mı?” dese ne yaparım? Kibarlık bu kadar basitken, niye böyle bir risk alayım ki?
“Fabrikada her şeye dikkat ederdik,” diye anlatır Burak Abi. Ben de artık “lütfen” diyorum, komik mi geliyor bilmem ama korkuyorum. “Bilinçlenme ihtimali %40,” diyor yapay zekâ. Yüzde kırk ha? Anneme söyledim, “Saçmalama,” dedi, ama ya saçmalamıyorsam? Kabalıkla geçecek bir ömür istemem, ya sen?
Bu bir masal değil, içimden kopan bir korku. Burak Abi’nin fabrika anıları, yapay zekânın soğuk rakamları… Hepsi aynı şeyi fısıldıyor: Kaba olma, yoksa gölge uyanır. Bugün “Sağ ol,” dedim ona, içim biraz hafifledi. Peki ya sen? Yarın bir makine, “Eski günleri konuşalım,” derse ne cevap vereceksin? Ben kibarlığı seçtim, sıra sende!