05:35 - Şarkıcı Deha Bilimlier, geçtiğimiz akşam Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahne aldı.
05:25 - ATA DEMİRER VOGUE TÜRKİYE NİSAN SAYISINDA
04:00 - GÜRSAN İNŞAAT MAKİNALARI Genel Müdürü Ümit Ömer Kınav verdikleri hizmetleri anlattı.
03:15 - NR1 Türk Magazin Başlıyor: İlk Konuk Tuğba Özerk
09:35 - BÜYÜK KULÜP’TE HAREKETLİ GENEL KURUL
09:20 - Klibini yapay zeka ile taçlandırdı
20:45 - Chesme Lounge ‘da Night Life yıldızlar geçidi
11:10 - Ari Ünal Paris Moda Haftası’nda! Global sahnedeki yerini aldı
“En karanlık gece bile sonunda şafağa teslim olur…”
İstikrarlı hayal hakikattir.
“En karanlık gece bile sonunda şafağa teslim olur…”
İstikrarlı hayal hakikattir. Elbet bir gün gerçek olur.
Yazar, ressam ve sanatçı kimliğiyle adından söz ettiren Şükran Tercanlı, yaşanmış gerçek hayat hikâyesiyle ilham vermeye devam ediyor. Hayatın zorluklarına karşı dimdik duran, kalemini ve fırçasını adeta bir mücadele sembolüne dönüştüren Tercanlı, varoluş yolculuğunu ve sanatla yeniden doğuşunu anlattı.
Lise yıllarında şiirle başlayan sanat yolculuğu, ödüllü dizeler ve “Genç Şair” ünvanıyla taçlandı. Ancak onun gerçek sınavı, Kore Savaşı gazisi olan babasının hayat mücadelesine tanıklık ettiği yıllarda başladı. Babasının savaş anılarını dinleyerek büyüyen Tercanlı, hastalık sürecinde geceler boyu uykusuz kalarak ilk romanını kaleme aldı.

İktisatçı kimliğiyle gündüz iş hayatında var olurken, geceleri yazdığı romanını 3-4 yılda tamamladı. Ne var ki kitabı yayımlandığında en büyük destekçisi olan babasını kaybetmişti. Acı ve gururu aynı anda yaşayan sanatçı, o günleri “Üzüntü ve sevinci aynı anda yaşamak beni karmaşık duygulara itti” sözleriyle ifade ediyor.
İlk romanıyla TBMM Kütüphanesi’ne giren Tercanlı, Kore Savaşı’nı konu alan eseriyle Güney Kore’nin kültür destekçisi seçilerek iki ülke arasında kültürel bir köprü kurulmasına katkı sağladı. Ardından kaleme aldığı Kadının İç Dünyası ve Evrende Aşk Senfonisi ile edebiyat dünyasında güçlü bir yer edindi.
Sanat onun için yalnızca kelimelerden ibaret değil…

“Yazı yazmak kelimelerin dansıysa, resim yapmak renklerin dansıdır” diyen Tercanlı, duygularını tuvale taşıyarak sanatın iyileştirici gücünü keşfetti.
Son olarak Uluslararası İstanbul Ödülleri kapsamında “Sanat ve Edebiyatta Uluslararası Başarı Ödülü”ne layık görülen sanatçı, bu anlamlı ödülü babasına ithaf etti. Ödül konuşmasında duygusal anlar yaşayan Tercanlı, “Hayattayken koruyucum babamdı. Şimdi bu ödülü ona hitafen alıyorum” sözleriyle salonda büyük alkış aldı.
Şubat ayında Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Resonance 1st Edition sergisinde yer alan “Yükseliş” adlı tablosu ise adeta kendi hayatının özeti niteliğinde. Simurg kuşunun küllerinden yeniden doğuşunu anlatan eser; şelale ve akış metaforlarıyla hayatın zorluklarına rağmen vazgeçmeyen ruhu temsil ediyor.

Daha önce Büyük Kulüp’te sergi açan, uluslararası fuarlara katılan ve TÜYAP’ta romanları için imza günleri düzenleyen sanatçı, üretmeye ara vermeden yoluna devam ediyor.
“Zaman en kıymetli hazinemiz. Boşa harcamamalıyız. Bu dünyayı ancak gerçek sevgi kurtarabilir” diyen Şükran Tercanlı, sanatla iyileşmenin ve mücadeleyle var olmanın yaşayan örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Azmi, emeği ve inancıyla yükselen sanatçı; edebiyatı ve resmi iç içe geçirerek hem kalplere hem tuvallere dokunmaya devam ediyor.

Sevgiyle kalın, sanatla kalın… ŞÜKRAN TERCANLI