02:40 - MANİFEST’İN İLK OTEL KONSERİ 7 AĞUSTOS’TA ANTALYA’DA
02:35 - Medikal Estetik Doktoru Dr. Yasemin Savaş
21:40 - SİVASLILAR GÜNÜ KUTLAMALARINDA EBRU YAŞAR RÜZGARI ESECEK!
19:25 - HİLAL GÜR, MÜZİKTE YARAYI SAKLAYAMAZSINIZ
19:10 - Boujee, Bodrum Asarlık’ta Gün Batımının En Şık Adresi Oldu
19:05 - Dominik’ten Japonya’ya! Bremen’in “ÇITLAT”ı 30’a yakın ülkede!
19:00 - Eda Suluki’den Yeni Tekli: “Cevapsız Sorular”
19:00 - Eda Suluki’den Yeni Tekli: “Cevapsız Sorular”
18:25 - “Çakallarla Dans setine yıllardır aynı heyecanla gidiyorum”
Kimi insanlar kelimelerle dokunur,
kimi insanlar kalbe elleriyle…
Ve bazen hayat, aynı masada bu iki dokunuşu yapanları buluşturur.
Kimi insanlar kelimelerle dokunur,
kimi insanlar kalbe elleriyle…
Ve bazen hayat, aynı masada bu iki dokunuşu yapanları buluşturur.
Türk edebiyatının duygulara yön veren ismi Ahmet Selçuk İlkan ile, kalbe yeniden hayat veren başarılı kalp cerrahı Doç. Dr. Veysel Başar karşı karşıya geldi.
Bu buluşmanın konusu belliydi: Kalp…
Ama sadece biyolojik anlamda değil.
İnsanın taşıdığı yüklerin, yaşadığı heyecanların, biriktirdiği kişilerin ve umutların merkezi…
Ahmet Selçuk İlkan, çok sayıda insana yazdığı şiirlerin ve şarkıların ustası…
O akşam, kendisine en hassas konuyu, yani kalbini, bu kez sözlerle değil, tahlil sonuçlarıyla masanın üzerine bıraktı.
Sonuçları büyük bir titizlikle inceleyen Dr. Veysel Başar, maddeyi tek tek anlattı;
nelerede dikkat edilmesi,
hayat ritminin nerede hızlanıp nerede yavaşlaması,
kalbinin hangi sıcaklıkta sevip hangilerine isyan ettiğini…
Bu konuşma yalnızca bir hekim-şair sohbeti değildi.
İki ustanın mesleklerini aynı ortak noktada buluşturduğu bir anıydı.
Çünkü biri yıllardır insanların kalp sızısını dizelere dökerek hafifletirken
diğer insanların kalp ağrılarını ameliyat masasında dindirerek hayat verdi.
Kuruçeşme kahvesinde bu buluşma tam anlamıyla kaderin zarif bir tesadüfüydü.
Kalp, hem sanatın hem bilimin merkezidir.
Ve o masada, biri duyguyu yazdı, başka kalbe can verdi; aynı ritimde buluştular.
Hayatın karmaşıklığında en çok yorulan şeyin bedende değil, kalp olduğu bir kez daha hatırlandı.
Ahmet Selçuk İlkan’ın yaşadığı sohbet boyunca dikkatli ve düşünceleli ifadesi, Dr. Veysel Başar’ın sakin ama net anlatımıyla birleşince çok özel bir atmosfer oluştu.
Bir masada iki ayrı dünya vardı;
biri kalbe şiir yazıyordu,
diğeri kalbe yeniden nefes veriyordu.
Ve o akşamın sonunda anlaşılan şuydu:
Kalp, hangi dile konuşursa konuşsun, hep aynı duyguda birleştirir.
