03:25 - Turgay Kıran’dan TFF’ye Sert Çağrı: “Galatasaray’la Uğraşmak Kimsenin Harcı Değil”
15:50 - Aslı Sipahi Hayatında Yeni Bir Sayfa Açtı
15:50 - TAKINTILI AŞK MI, GERÇEK SEVGİ Mİ? KEMAL KARAKTERİNE PSİKOLOJİK ANALİZ!
14:40 - Yavru Vatan Kıbrista MFA rüzgarı
18:40 - KKTC Turizm ve Başarı Ödülleri’nde DND Homes’a Üçlü Zafer
18:15 - Ekranların ve Podyumların yeni Yüzü Dilara Yılmaz
16:45 - MÜZİĞİN TINISI’ SERGİSİ AÇILDI .
15:55 - Türkiye Sağlık Vakfı ve Bir Adım Sağlık’tan stratejik iş birliği
15:50 - Türkiye’de Lüks Seyahatin Yeni Referansı: Travel My Collection
14:55 - Şükran Tercanlı: Azmin, Sanatın ve Küllerinden Doğuşun Hikayesi
Türk futbolu, yalnızca sahada değil; masada, kuliste ve cümlelerin arasındaki niyetlerde de kazanılır ya da kaybedilir.
Türk futbolu, yalnızca sahada değil; masada, kuliste ve cümlelerin arasındaki niyetlerde de kazanılır ya da kaybedilir. İşte tam bu yüzden bazı açıklamalar vardır; sadece bir kurumun değil, bir sistemin vicdanını tartışmaya açar. Galatasaray efsanesi Turgay Kıran’ın Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) son açıklamalarına yönelik tepkisi de böyle bir yerden konuşuyor: Futbolun adalet terazisinden, kulüplerin onurundan ve camiaların haysiyetinden…
Turgay Kıran, TFF’nin yaptığı açıklamayı “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, federasyon bünyesinde görev yapan tüm Galatasaraylı isimlere de net bir çağrıda bulundu:
“Galatasaraylıysan, bu düzenin parçası olamazsın.”
Bu söz, bir istifa çağrısından çok daha fazlasıydı. Bir duruştu. Bir taraf seçme mecburiyetiydi. Futbolun içindeki görünmez sınırların artık görünür olması gerektiğine dair bir uyarıydı.
Kıran’ın çıkışı, yalnızca bugünün tartışmasına değil; Türk futbolunun yıllardır biriken adalet problemine de gönderme niteliği taşıyor. Ona göre mesele bir açıklamadan ibaret değil; mesele, futbolun ruhunu zedeleyen bakış açısının kurumsal reflekslere dönüşmesi. Bu noktada Galatasaray’ı işaret eden dilin, sporun evrensel adalet ilkesine zarar verdiğini vurguluyor.
“Galatasaray Türkiye’nin en büyük kulübüdür.
Galatasaray’la uğraşmaya kimsenin gücü yetmez.”
Bu sözler bir meydan okuma değil; bir hatırlatma. Tarihle konuşan, kupalarla yazılmış bir hafızanın bugüne verdiği cevap. Kıran’ın vurgusu, Galatasaray’ın büyüklüğünü sadece sportif başarıyla değil; kültürü, duruşu ve geleneğiyle tarif ediyor. Ona göre Galatasaray’ı hedef alan her dil, aslında Türk futbolunun kendi aynasına attığı bir çentik.
Bu çağrı, camiaya yönelik bir silkiniş niteliği de taşıyor. “İçeride kalarak düzeltmek” ile “yanlışın parçası olmamak” arasındaki çizginin inceldiği bir eşikte, Turgay Kıran tarafını net biçimde ortaya koyuyor. Futbolun bir güç oyunu değil, bir adalet oyunu olduğunu hatırlatan bir tavır bu.
Bugün mesele bir federasyon açıklaması olabilir. Yarın mesele başka bir karar, başka bir dil, başka bir tavır…
Ama Galatasaray’ın hikâyesi hep aynı yerden okunur:
Zor zamanlarda susmayanların kulübü.
Ve Turgay Kıran’ın bu çıkışı, tam da bu geleneğin bugüne düşen notu gibi duruyor.