04:40 - BEYLİKDÜZÜ’NDE EĞLENCENİN YENİ ADRESİ: KONTES YENİ NESİL MEYHANE SEZONA HIZLI GİRDİ!
04:20 - Aşkın Nur Yengi Bayramda Antalya’da Sahneyi Büyüledi
17:50 - Candan Erçetin, 20 Mart 2026 akşamı Royal Seginus Hotel sahnesinde unutulmaz bir konsere imza attı.
00:55 - Türkolog Gülsel Özkırım Hayatını Kaybetti
00:55 - Katılım Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Temel’den Ramazan Bayramı Mesajı
00:30 - Biyografik Müzikali Geliyor
23:55 - ÖLENE KADAR SÜREN AŞK ANCAK FİLMLERDE OLUR
00:10 - Murat ve Vildan Keloğlu dostlarI için Ramada da Bayram öncesi verdiği son iftar yemeği.
23:45 - Arabesk Müziğin Usta İsmi Cansever’in Tedavi Süreci Başladı: 26 Mart’ta İlik Nakli Gerçekleşecek
Tiyatro, sadece sahnede söylenen repliklerden ya da ezberlenmiş sözlerden ibaret değildir.
Tiyatro, sadece sahnede söylenen repliklerden ya da ezberlenmiş sözlerden ibaret değildir. Bazen bir bakış, bazen bir sessizlik, bazen ise hiç hatırlayamadığımız bir anı; izleyicinin kalbinde yankı bulur. İşte 19 Haziran’da Bilim Beyoğlu’nda sahnelenen Zehra İpşiroğlu’nun “Hatırlayamadıklarımız” adlı okuma tiyatrosu da böyle bir iz bıraktı. Sadece izlenmedi, yaşandı.
Toplumsal hafızanın giderek silindiği, geçmişin bugüne yük olmaktan çıkarılıp hızla unutulduğu bir çağda; bu oyun, belleğimizin kırık aynasında yüzleşmeye çağırıyor izleyiciyi. Unutmak mı daha kolaydır, yoksa hatırlamak mı daha sancılı? Zehra İpşiroğlu’nun metni bu soruların cevabını vermeye çalışmıyor; bunun yerine seyircinin içindeki cevaplara bir kapı aralıyor.
Oyuncular, sahneye değil, seyircinin ruhuna seslendiler adeta. Aslı Başak Hanoğlu’nun hayat verdiği “Suzan” karakteriyle, Ebru Suna’nın “Selen” yorumu; yalnızca bir karakterin değil, birçok kadının ortak hafızasına dokundu. Her cümle, her duruş, geçmişle bugün arasında bir köprüydü.
Kutsal Tansu Şahin, Baran Ayhan, Evren Kazma ve Mert Nadir Bulut’un dengeli ve içten performansları ise bu köprünün direkleriydi adeta. Birlikte bir hafıza inşa ettiler. Kimi zaman çatlayan, kimi zaman parlayan… ama asla kaybolmayan bir hafıza…
Etkinlik sonrası izleyicilerle yapılan samimi sohbetlerde, birçok kişi kendi hayatına dair unutulmuş anılardan bahsetti. “Ben de hatırlamıyordum, ama bu oyunla birden zihnimde belirdi” diyenler oldu. Tiyatro sadece izlenen bir sanat değil, içten içe yaşanandır. “Hatırlayamadıklarımız” da tam olarak bunu başardı.
Gözler önüne serilen sadece bir hikâye değildi; aynı zamanda bir toplumun, bir ailenin, bir kadının, bir çocuğun hatırlama çabasıydı. Ve bazen hatırlamak, hatırlayamamaktan daha çok acıtır… Ama iyileştirir de.
Bu özel akşam, sahnedeki beyaz örtülü masa etrafında toplanan sanatçıların emeğiyle bir hafıza şölenine dönüştü. Işıkların aydınlattığı o sade dekor, karanlıkta kalan birçok anıyı gün yüzüne çıkardı.
Tiyatronun gücünü bir kez daha gösteren bu etkinlik, izleyicilere sadece bir gösteri değil, içsel bir yolculuk sundu. Zehra İpşiroğlu’nun kalemiyle, oyuncuların yüreğiyle ve seyircinin ruhuyla bütünleşen bir akşamdı bu…
Çünkü bazı oyunlar izlenmez… Hatırlanır
