17:15 - Hülya Koçyiğit: “Yeşilçam Döneminin Türk Sinemasındaki Yeri Unutulmamalı”
13:20 - Özgür Aras ve Destek Yayınları El Sıkıştı… Yeni Kitap Haziran’da!
13:10 - Gül Erda’dan “Anne Kafamda Bit Var” Galasına Anlamlı Katılım
13:00 - İstanbul gecelerinin zarif sesi, sahnelerin güçlü kadını: Yasemin Uludoğan…
12:45 - Quality of magazine’den Cahide Palazzo’da 17. yıla özel gövde gösterisi
01:45 - Rotahane’den Ankara’da Görkemli Final
22:30 - Dişi Pavoretti Çilem Duman’dan Görkemli Tanıtım
22:05 - Özgür Aras’tan hayat dersleri “Şöhret sandığınız gibi değil”
21:25 - Zeki Arkun, Simge Sağın ile bir araya geldiği yeni teklisi “Yeni Biri” ile dinleyicisiyle buluştu.
Ülkemizin kaçınılmaz bir gerçeği olan deprem, özellikle son günlerde İstanbul başta olmak üzere birçok bölgede kendini yeniden hatırlattı…
Ülkemizin kaçınılmaz bir gerçeği olan deprem, özellikle son günlerde İstanbul başta olmak üzere birçok bölgede kendini yeniden hatırlattı. Bu önemli konuda konuğumuz, depreme dayanıklı akıllı binalar inşa eden Tonbullar Bile Group’un Başkanı Bilgehan Çapraz oldu.
Ev satın alırken ilk olarak iskan belgesine ve yapının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan prosedürlere uygunluğuna dikkat edilmesi gerekiyor. Bu uygunluk, bakanlık tarafından verilen sertifikayla belgeleniyor. Ayrıca, evin yapımını üstlenen firmanın geçmişi de büyük önem taşıyor.
Özellikle Kahramanmaraş depremi sonrası yapı denetim süreçlerinde ciddi iyileştirmeler yapıldı. 2010 sonrası inşa edilen binalarda genel olarak mevzuata daha uygun, denetimli ve entegre bir sistem çalışıyor.
Ancak kentsel dönüşümde hâlâ birçok sorun mevcut. En büyük problem; süreçlerin yavaş ilerlemesi. Ruhsat almak bile aylar sürebiliyor. Bu durum firmaların sektörden çekilmesine bile yol açıyor. Prosedürlerin ağırlığı, belediyelerdeki bürokratik süreçler dönüşümün önünü kesiyor.

Vatandaşlar, binalarının güvenli olup olmadığını öğrenmek için sertifikalı firmalara başvurarak “riskli yapı raporu” alabilir. Binaların röntgeni çekilerek demir donatısı ve beton kalitesi gibi unsurlar değerlendirilir. Özellikle 2000 yılından önce yapılmış binalar genelde riskli çıkıyor. Her deprem binada gözle görülmeyen hasarlar bırakabilir, bu yüzden mutlaka kontrol edilmeli.
Bugün birçok bina, parsel bazında dönüşmek zorunda. Ada bazında yapılaşma hâlâ çok zor. Hukuki süreçler uzun ve karmaşık. Devlet, %51 çoğunlukla dönüşüm sürecine başlanmasını sağlasa da ruhsat alma süresi 8-9 ayı bulabiliyor. Bu da dönüşüm hızını yavaşlatıyor. İstanbul’daki yapı stokunun yenilenmesi 20-30 yılı bulabilir.
Ayrıca, kentsel dönüşüm genellikle ekonomik değeri yüksek bölgelerde hızlı ilerliyor. Kadıköy, Etiler, Beşiktaş gibi semtlerde dönüşüm daha yoğun; oysa Bağcılar, Esenler gibi bölgelerde bu hız yok.

Daire metrekarelerinin küçülmesi, genellikle arsa değerine ve proje özelliklerine göre değişiyor. Devlet kredi ve teşvik sağlasa da bazı kat malikleri, süreci “rantsal dönüşüm” olarak görmekte. Ancak asıl önemli olan, büyük ama riskli bir evde mi yoksa daha küçük ama güvenli bir evde mi yaşamak istediğimizdir. Bu noktada vatandaşın da fedakarlık yapması gerekiyor.
Bugün inşaat firmaları da enflasyon ve krediye erişim zorluklarından etkileniyor. Kentsel dönüşümün hızlanması için yalnızca müteahhitlerin veya devletin değil, belediyeler ve uygulayıcı kurumların da çok daha hızlı, şeffaf ve etkili çalışması gerekiyor. Deprem gibi bir gerçekle yaşarken, hızla ve hatasız hareket etmek artık bir tercih değil, zorunluluk.